Tübitak Bursları ile ilgili ödemeler, belgelerin Tübitak tarafından incelenmesinden sonra yapılacaktır.
YAPILAN ÇEKİLİŞ SONUCU DERGİ ABONELİĞİ KAZANAN POSTERLER
VII. Ulusal Ekoloji ve Çevre Kongresi Sonuç Bildirgesi
Türkiye Biyologlar Derneği ve İnönü Üniversitesi Biyoloji Bölümü tarafından düzenlenen kongre, 10-13 Eylül 2007 tarihlerinde Malatya' da yapılmıştır. Kongrede sunulan bildirilerle, özellikle yurdumuzda çevre sorunlarının geldiği nokta belirlendiği gibi, bu sorunların çözümü için bilimsel verilere dayalı yöntemlerin kullanılması gerekliliği de vurgulanmıştır. Ayrıca, kongre bölgeye özgü sorunların bilimsel olarak ortaya konması ve çözüm ile ilgili bilimsel verilere dayalı sonuçlara ulaşılması açısından da yararlı olmuştur. Sunulan bildiriler ve tartışılan konular doğrultusunda, kongre sonuç bildirgesi aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir:
İnsan kaynaklı küresel iklim değişikliği, artık üzerinde büyük bir çoğunlukla uzlaşılan bilimsel bir olgu olarak kabul edilmektedir. İçinde bulunduğumuz yüzyılda, gezegenimizde yaşayan tüm canlılar küresel iklim değişikliğinin sonuçlarından etkilenmektedir. İklim değişikliği ile savaşım hem iklim değişikliğine uyum, hem de iklim değişikliğinin oluşmasını azaltıcı önlemler şeklinde iki cephede sürdürülmelidir. Sürdürülebilir kalkınma ilkeleri çerçevesinde, küresel ısınmanın başlıca nedeni olan fosil yakıt kullanımının azaltılması ve ayrıca nükleer enerji üretimi girişimleri yerine, rüzgar, jeotermal, biyoenerji ve güneş gibi yenilenebilir çevre dostu enerji kaynaklarının daha etkin biçimde kullanılması ve birincil enerji içindeki payının arttırılması yönünde ulusal politikalar geliştirilmelidir. Ayrıca bu politikaları desteklemek üzere, çevreye dost sürdürebilir biyoekonomilerin geliştirilmesi de gereklidir.
Çevre kirliliğine neden olan etkinlerin ve kaynakların var olan mevzuatımız ve taraf olduğumuz uluslararası antlaşmalar çerçevesinde belirlenmesi, araştırılması, daha etkin biçimde izlenerek kirlilik önleme çalışmalarının yapılması ve ilgili veri tabanlarının oluşturulması gerekmektedir.
Ülkemizde sahip olduğu tür çeşitliliği ve doğal özellikleri nedeniyle koruma altına alınmış olan önemli alanların yanında, henüz saptanmamış birçok hassas ekosistem bulunmaktadır. Bu alanların belirlenmesi yönünde gerekli envanter çalışmalarının ivedilikle yapılarak, tüm ilgili grupların katılımı ile yönetim planlarının hazırlanması gerekmektedir. Ayrıca uzun süreli izleme çalışmalarının yapılabilmesi ve sağlıklı kararların verilebilmesi için hazırlanmış ve hazırlanmakta olan veritabanlarının, araştırmacıların kullanımına sunulması gerekmektedir. Konu ile ilgili politikalar oluşturulurken bu gerçekler ve veriler mutlaka dikkate alınmalıdır.
Türkiye orijinli olmayan tür ve alttürlerin ülkeye girişinin sıkı biçimde denetlenmesi bir zorunluluktur. Ayrıca, gen kaynağı ülkemizde olan tür ve alttürlerin ülkeden çıkışının denetlenmesinin yanı sıra, konu ile ilgili kamuoyu duyarlılığının artırılması ve kamuoyunun bu konuda bilinçlendirilmesi için çalışmaların da yapılması gereklidir. Genetik olarak değiştirilmiş organizmaların ülkemize girişi konunun uzmanlarından da yararlanılarak çok sıkı bir biçimde denetlenmeli ve ilgili bilimsel araştırma çalışmaları desteklenmelidir.
Türkiye'nin, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi kapsamında elde etmiş olduğu ayrıcalığını ve Kyoto Protokolü EK-B ülkeleri listesinde yer almamasından kaynaklanan avantajlı durumununu dikkate alarak, Kyoto Prokotolü'ne kendi ulusal koşullarına ve çıkarlarına en uygun şekilde taraf olması önemli bir adım olacaktır. İklim değişikliği olgusu genelde dünyada ve özelde de ülkemizde, su ve tarım politikalarının yeniden düşünülüp değerlendirilmesini gerekli kılmıştır. Bu bağlamda, su yönetimine havza bazında ve ekosistemlerin korunması dikkate alınarak yaklaşılması çok önemlidir. "Su boşa akmaz" ve su, ekosistemin ayrılmaz bir parçasıdır. Bu nedenle, planlamalar havzalar bazında yapılmalı ve havzalar arası su aktarılması suyun kıt olduğu bölgeler için bir seçenek olarak düşünülmemelidir. Ekosistem dengelerinin korunması bakımından bu olgu büyük önem taşımaktadır.
Çevresel afet olarak nitelendirilen, ekosistem dengelerini bozabilecek tehlikeli kimyasallar ve atıklar konusunda ciddi önlemler alınmalı ve gerekli alt yapılar oluşturulmalıdır. Sonuç olarak, gerekli ciddi önlemler alınmazsa bu atıklar içinde bulunan yüzlerce çeşit kimyasal madde, insan dahil olmak üzere tüm canlılarda kuşaklar boyu sürecek gelişim bozukluğundan kansere kadar değişen çeşitli hastalıklara ve popülasyonların yok olmasına neden olmaktadır.
Ekosistemin değişmesine neden olacak enerji ve sanayi tesislerinin kurulmasında istenen ÇED çalışmaları, çok disiplinli ve bütüncül olmalıdır. Konunun uzmanlarını da içerecek bir şekilde mevzuat değişiklikleri yapılmalıdır. Ayrıca süreç açık ve denetlenebilir olmalıdır.
Orman yangınlarından sonra, ormanın kendisini yenileyebildiği gerçeği dikkate alınarak, dikim çalışmaları yerine biyolojik çeşitliliği koruyacak şekilde kendi kendini onarmasına fırsat verilmelidir. Bu amaçla yürütülecek çalışmalar esnasında tahrip olmuş orman alanlarının yapılaşmaya karşı korunması da büyük önem arz etmektedir.
|
Düzenleme Kurulu |
Web Dizayn:Bilgi İşlem Daire Başkanlığı