Ademin Çocukları Konferansı

Kampüs · March 30, 2017 · 0

"Ademin Çocukları" Konferansı Düzenlendi

İnönü Üniversitesi Okuma Topluluğu tarafından "Ademin Çocukları" isimli bir konferans düzenlendi.


Hoca Ahmet Yesevi salonunda düzenlenen konferansa, İnönü Üniversitesi Tarih Bölüm Başkanı Prof. Dr. Salih Çöhce, Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Yahya Başkan, Necmettin Erbakan Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Güngör Karauğuz, akademik ve idari personel ile öğrenciler katıldı.


Konferansa konuşmacı olarak katılan Prof. Dr. Güngör Karauğuz, öğrencilerim eski çağ tarihini bilmeleri ve öğrenmesinin hedeflerinden bir tanesi olduğunu söyledi.


Karauğuz, 19. yüzyılda Anadolu, Mezopotamya, Mısır gibi yerlerin batılı arkeoloji uzmananları tarafından araştırma merkezi olduğunu belirterek, "Ön Asya’yı arkeolojik araştırmalarda talan etmiştir. Bir kısmı da arkeolojiyi araştırmalarına kılıf yapacaktı. Batının çalışmalarında diğer taraftan Osmanlı Devlet’i ekonomik ve sosyal bakımdan çok zor ve sıkıntılı günler yaşıyordu. Dolayısıyla Osmanlı münevverlerimiz bu işlere zaman ayıramıyordu. Batı’da ki bu çalışmalara soğuk ve ilgisiz kalıyorlardı. Hatta deşifre edilen çivi yazılarında çözümlediklerine bile inanmazlar. Günümüzde olduğu gibi. Batılı aynı zamanda kutsal kitaplarını teyit ettirmeye çalışır. Çünkü bir hedef ve amaç vardır. Bir kısım münevverlerimize göre de detay vermemekte ve ayetler sadece ibret alınmak maksatlıydı. Üzerinde ne düşünmeye ne de araştırma yapılmaya gerek vardı. Bu gibi düşünceler antropoloji, arkeoloji, antik filolojiye olan ilginin azalmasına sebep oluyordu. Bizde arkeolojinin değer bulmamasının sebebinde en büyük engeller bunlar değildi. Kanaatimce bu gibi düşünceler kendimize ait varlık ve düşünceleri batılılar sahiplenmeye başladı" şeklinde konuştu.


Batılıların 19. yüzyılın son çeyreğinde günümüzde Irak sınırında bulunan 25 ciltli bir kütüphane keşfettiklerine değinen Prof. Dr. Karauğuz, şöyle devam etti:


"Kil tabletler ve çivi yazılarını yurt dışına götürüp kaçırmışlardı. Bu kütüphanelerdeki kitaplar çok farklı konular içeriyorlardı. 12 kil tabletten oluşmuş ve tek konu içeren tablette 11. cilt çözümlenmiş ve Batıyı hayrete düşürmüştü. Gılgamış olarak adlandırılacak Tevrat’ta 6 ve 9. bölümün bire bir aynısıdır. Hazreti İsa'dan önce ele alınan tablette İsa’nın adı başka isimlere karşılık geliyordu. Tufan’ın tüm dünyayı kapladığı Tevrat’ta yazar. Peki, Kuran-ı Kerim de böyle bir ibare var mıdır? Yoktur. Çünkü Kuran-ı Kerim'deki helak olmuş kavimlere gelen belalar ya da Allah tarafından onların yok edilmesi olayı tüm dünyayı mı kapsar yoksa cezayı ve o suçu işleyene mi kapsar? Tabi ki o suçu işleyeni kapsar. Eğer Tufan’ı evrensel yaparsanız bu Kuran-ı Kerim'in kavramlarından uzaklaşmak demektir."

 

Haber: Çiğdem AKBULUT

Tags

Künye     ·     Hakkımızda     ·     İletişim     ·     Tanıtım Videosu     ·     İnönü İletişim Arşivi     ·