Sinema Yazarı Fırat Sayıcı

Kültür Sanat · May 19, 2017 · 0

"Türkiye'de Öğrenciler Kendilerini Yetiştirmeyi Bilmiyor"

İnönü Üniversitesi 10. Uluslararası Kısa Film Festivali kapsamında İnönü Üniversitesine gelen Sinema Yazarı Fırat Sayıcı, "Türkiye'de öğrenciler kendilerini yetiştirmeyi bilmiyor. Hep okuldan, hocadan bekliyorlar. Hocaların da imkanı kısıtlıdır" dedi.


Sayıcı, İNÜHABER'e yaptığı açıklamada, yaklaşık 18 yıldır sektörde televizyon, kısa film, sinema yazarlığı alanında çalışmalara imza attığını şu anda ise doktora yapmaya başladığını söyledi.


Türkiye'de kısa filmle ilgilenen çok az sinema yazarının olduğunu onlardan birisinin de kendisi olduğunu belirten Sayıcı, "Yaklaşık 12 yıldır kısa filmler üzerine yazılar yazıyorum. Kısa film festivallerinde en çok danışmanlık ve jürilik yapanlardan birisiyim. Belki beni diğer sinema yazarlarından ayıran odur. Biraz da Avrupa sinemasına hakimim" şeklinde konuştu.


Sayıcı, birden fazla alanda yüksek lisans yaptığını anımsatarak, şöyle konuştu:


"Bunun sebebi, birincisi açgözlü olmam, ikincisi okumayı severim. Yani her zaman kişisel hayatımda da hem kitap okur hem de çok araştırırım hem de okul okumayı severim. Yani öğretmenlerle sürekli ilişkide olmak hoşuma gider. Üniversitenin içerisinde olmak da hoşuma gider. O yüzden de farklı disiplinleri de öğrenmek anlamında işte reklam ve halkla ilişkiler okudum, sinema ve televizyon okudum, mühendislik de okudum. Hoşuma gidiyor, kendimi böyle besliyorum."


Sinema yazarı olmak için öğrencilere tavsiyelerde bulunan Sayıcı, "Sinema yazarı olmak için öncelikle Türkiye 'de iyi bir gelir kaynağınız olması gerekiyor. Yani sinema yazarlığı eskisi gibi para kazandıran bir meslek değil. Ben ve benim gibi birçok sinema yazarı olan arkadaşım şu an başka yerlerden para kazanıp artık sinema yazarlığını maddi anlamda bir hobi gibi yapıyoruz. Öncelikle bir gelir modeliniz olmalı ki sinema yazarlığını gönül rahatlığıyla yapın. İkinci olarak da çok fazla film izlemeniz lazım ve çok fazla diğer sanat dallarını iyi takip etmeniz gerekiyor. Tiyatrodan tutun müziği her şeyi bilmeniz lazım. Sinema bunların hepsinin oluşumu olduğu için o yüzden bilmen gerekiyor" şeklinde konuştu.


Sayıcı, bir filmin alakalı olduğu konuyla ilgili önceden küçük bir araştırma yaptığına değinerek, "Mitolojik bir eserse, bir Hollywood filmiyse mitolojiyi araştırıp ona göre yazarım ya da sinema eleştirisinde çeşitli yöntemler vardır. Bütün feminist, ideolojik, tarihsel eleştirilerde birçok yöntem vardır. Bunun formların da yazmanız gerekir ki daha etkili olsun" dedi.


Türkiye'de festivallerde irili ufaklı birçok filmin gösterime girdiğini dile getirerek, "Altın Portakal, Altın Koza gibi çok büyük paralarla düzenlenen çok daha profesyonel festivaller, kimi de daha çok böyle özel. Devletin, özel üniversitelerin düzenlendiği küçük festivallerin mutlaka ki katkısı olduğunu düşünüyorum. Türkiye’de Altın Portakal, Altın Koza, İstanbul Film Festivali, Ankara Film Festivali 3-4 tane büyük festival var. Onlarda önemli para ödülleri var. Bir yönetmen eğer orada para ödülü kazanırsa onun devamı da gelebiliyor. Bu tarz küçük festivallerde öğrenci işlerinde entegre edilmesi, küçük para ödüller almaları onları motive ediyor ve yeni filmler için şevk veriyor ya da eğer film kötü ise de buradaki eleştirileri de göz önüne alarak yeni bir filmde daha dikkatli hareket ediyor. Olumlu katkısı olduğunu düşünüyorum" şeklinde konuştu.


Medyanın her şeyini bildiğini ifade eden Sayıcı, "Dizi, sinema sektörünü biliyorum. Bu konuda çok bir şey söylemeyeyim ama gün geçtikçe kötüleşiyor. İş bulma olanakları kısırlaşıyor. Çok ucuz paralara çalıştırılıyor. Herhangi bir giyim mağazasında tezgahtarlarla aynı parayı alan insanlar var. Özellikle yeni mezunlar var, çok kötü bir şey. Yani o insan evinin kirasını mı ödeyecek,  geçimini mi sağlayacak, yemek mi yiyecek, o parayla belli değil. Sektör ve internetin yaygınlaşmasıyla daha da daraldı. Ana akım medyadan bahsediyorum. O yüzden pek olumlu şeyler söylemeyeceğim. İnşallah düzelir" şeklinde konuştu.


Sayıcı, üniversiteden mezun olup da sektörde iş yapmaya kalkışıp hiçbir şey yapamayan birçok insan olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti:


"En büyük sorun Türkiye'de öğrenciler kendilerini yetiştirmeyi bilmiyorlar. Hep okuldan, hocadan bekliyorlar. Hocaların da imkanı kısıtlıdır. Bence sektörde bizim gibi hem sektörün içinden gelen hem de öğrencilere bir şeyler aktarmayı bilen insanların bu akademik kadrolara getirilmesi gerekiyor. Çünkü bu iş dünyada böyledir. Teorikle kalan öğretim üyeleri bir yerden sonra sektörde çalışmadıkları için kısırlaşıyorlar. Ama sektörde çalışan daha verimli şeyler öğrencilere anlatabiliyor."


İletişim Fakültesinde yetişen ve bu alanda çalışacak öğrencilere tavsiyelerde bulunan Sayıcı, konuşmasına şöyle devam etti:


"Kendilerini mutlaka yetiştirmeleri lazım. Çok okumaları lazım, çok izlemeleri lazım her şey hakkında bilgi sahibi olmaları lazımdır. Politika, din, siyaset, tarih, genel kültür yani her şeyi okumamız lazım. Ama sadece bir konuda durmak gerekir. Mezun olduktan sonra da sadece bir mesleğin alt dalını seçip onun üzerinde uzmanlaşmaları gerekir. Örneğin kameramanlıksa kameramanlık, görüntü yönetmenliği ise görüntü yönetmenliği, radyoysa radyo, halkla ilişkilerse halkla ilişkiler. Bizde şöyle bir şey var her mezun olan yönetmen olmak ister. Böyle bir dünya yok. O yüzden uzmanlaşmak lazım, kendilerini çok iyi yetiştirmeleri gerekir."


Haber: Nisanur EKİN


Tags

Künye     ·     Hakkımızda     ·     İletişim     ·     Tanıtım Videosu     ·     İnönü İletişim Arşivi     ·