Doç. Dr. Ebru Gülbuğ Erol

Kültür Sanat · May 25, 2017 · 0

"Radyo Kampüs Üniversitenin İncilerinden Biridir"

İnönü Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölüm Başkanı Doç. Dr. Ebru Gülbuğ Erol, "Radyo Kampüs üniversitenin incilerinden biridir" dedi.


Erol, İNÜHABER'e yaptığı açıklamada, radyonun ilk olarak 1890'larda teknik olarak geliştirildiğini 90'lara kadar epey bir yol alarak geliştiğini söyledi.


Dünya üzerinde ilk olarak radyo yayınlarının 1900'larda başladığını ve 1900’ler savaş döneminde askerlere moral vermek için kullanıldığını anımsatan Erol, şöyle konuştu:


"Ama daha da önemlisi cepheyle halk arasında bir cepheden diğerine de çok hızlı haber verme işlevi olduğu fark edildi ve bu açıdan radyonun ne kadar önemli olduğu birçok ülke tarafından kabul gördü. Radyo yayınlarının televizyona göre çok daha ucuza mal ediliyor olması, küçük bir ekibe de yapılıyor olması, sonra çalacak olan parçayla ilgili gibi merak uyandırıyor olması ve bir de artık küçülerek ceplerimize girmesi çok kolay taşınabilmesi, dijitalleşmesi, çok basit bir şekilde de eğleniyor olabilmesi radyonun hala popüler olarak ayakta tutan unsurlar olarak karşımıza geldi."


Erol, Türkiye'de 1927 yılında radyo yayınının başlamasının erken olan önemli bir gelişme olarak kabul edildiğini dile getirerek, şunları kaydetti:


"Başladığı andan itibaren Türkiye'de birinci beş yıllık kalkınma planında, ikinci beş yıllık kalkınma planında hükümetlerce ve devlet eliyle güçlü ve büyük herkese hizmet verebilen bir radyo şebekesinin kurulması öncelikli oldu. Radyo üzerinde çeşitli değişiklikler oldu. Tarafsızlık ve özerklik gündeme geldi, bunlar değiştirildi. Özel yayıncılık gündeme geldi ki 1990'larda bizim dinlediğimiz anlamda TRT'den başka müzik radyoları ortaya çıktı ve insanlar bunu takip etmeye başladılar, çok da sevildi. Radyo kişilerin iç dünyasına, duygularına seslenen bir kitle iletişim aracı olduğu için dinlemesi hem çok kolay hem de insana daha yakın, bizim bir parçamız gibi oldu."


"Radyocular İşin Kolayına Kaçarak Müzik Yayını Yapıyorlar"


Radyoların sadece müzik kutusu olarak değerlendirilmesinin son derece yanlış olduğunu vurgulayan Erol, "Radyo kişiyi kendi iç ortamında kendiyle baş başayken yakalaya bildiği için müzik yayınından başka eğitime, kültüre, sanata ve spora da yer verebilen yayınlar yapabilir ve bu anlamda kişiyi gerçekten öğretmeye de itebilir. Farkında olmadan birçok şeyi bilinçaltımıza yerleştirebiliriz ve bunları yaygın eğitim kapsamında değerlendirerek radyodan faydalanabiliriz. Şehrimizde olan her olayı öğrenebiliriz, etkinlikleri öğrenebiliriz, radyo bu anlamda birleştirici bir rol üstlenebilir ama gençler arasında müzik çok popüler olduğundan belki radyocularda işin kolayına kaçarak müzik yayını yapmayı tercih ediyorlar. Ama bir radyo yayınının içinde zaten kanunlara da bakacak olursak belli oranda eğitim, kültür, reklam ve belgesel yayını olması gerektiğini görüyoruz."


"Radyo Dinlemiyorum Diyenlere İnanmıyorum"


Erol, Türkiye'de radyolara önem verildiğini dile getirerek, konuşmasına şöyle devam etti:


"Özellikle radyolara son zamanlarda daha da çok değer verilmeye başlandı ama bu eskiden değersiz olduğu anlamına gelmiyor. Mesela 1990'larda özel radyolar yayın hayatına geçti ve çok kısa bir süre sonra frekans kirliliğine yol açıyor denildi. Yasal düzenleme de olmadığı için radyolar kapatıldı. İnsanlar bir anda buna tepki verdiler, siyah kurdele takarak yollara çıktılar, arabalarına antenlerine siyah kurdeleler taktılar, imzalar topladılar ilgili yerlere gönderdiler ve 'Ben Radyomu Geri İstiyorum' kampanyası başlattılar. Bu bize radyonun Türk insanın hayatında ne kadar değerli olduğunu gösterir. Son zamanlarda sosyal medya ve ağlar ne kadar popüler olursa olsun radyo bunların karşısında popülerliğini yitirmedi. Radyo her yerdedir. ‘Radyo dinlemiyorum’ diyen insanlara inanmıyorum. Her insan mutlaka okul, iş dönüşü trafikte radyo dinliyordur."


Dijitalleşmenin radyoya kaliteyi getirdiğinin altını çizen Erol, "Dijitalleşme her alanda olduğu gibi radyoya da kaliteyi getirdi. İstediğimiz zaman istediğimiz biçimde yayınları daha kaliteli orak dinleyebiliyoruz. Biz bu avantaja sahibiz" dedi.


Erol, Radyo Kampüsün hangi fakültede olursa olsun bütün öğrencilere program yapma imkanı sunduğunu dile getirerek, "Bu birimde öğrencilerimiz uygulamalı eğitim alıyorlar, teorik bilgilerini pratiğe dönüştürüyorlar. Radyo Kampüs bütün öğrencilerin, hangi fakülteden olursa olsun program yapma imkanı bulduğu bir uygulamadır. Aynı zamanda farklı bölümlerden gelen öğrencilerde radyoculuk yapmayı öğreniyorlar, yayıncı olmayı öğreniyorlar. Yayıncılık çok disiplin gerektiren bir iştir. Radyo Kampus sayesinde öğrenciler yayın sunumunu öğreniyorlar, radyonun atmosferini soluyarak amatörde olsa radyo dünyasına katılma şansı yakalıyorlar ve eğlenceli vakit geçiriyorlar. Bu anlamda Radyo Kampüs üniversitenin incilerinden biridir" şeklinde konuştu.


Haber: Beyzanur KARACA


Tags

Künye     ·     Hakkımızda     ·     İletişim     ·     Tanıtım Videosu     ·     İnönü İletişim Arşivi     ·