Doç. Dr. Ali Ayhan

Kültür Sanat · 28 Şubat 2019 · 0

“Kültürel Değer Taşıyan Her Sanatçı Değerlidir”

İnönü Üniversitesi Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitim Bölümü Müzik Öğretmenliği Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ali Ayhan, kültürel değer taşıyan her sanatçının değerli olduğunu söyledi.


Müziğin anne karnında başladığını söyleyen Doç. Dr. Ali Ayhan, doğduğumuz günden bugüne kadar müziğin hayatımızda kaçınılmaz bir varlık ve sanat olduğunu ifade ederek şunları belirtti: “Müzik insanların hayatında ve ruhunda yer edinmiş sanatsal bir değerdir. O anlamda müzikle tanışmamız anne karnında başlıyor diyebiliriz. Annem hep derdi ki ‘Kötü arkadaş edineceğine bir çalgınla dost ol ve müzisyen olarak hayatını devam ettir.' Benim de müzikle tanışmam ilkokulda başlamıştı. Sınıfta hep şarkı söyleyerek parmak kaldırırdık. Daha sonra ortaokulda flüt korusuna katılmıştım ve sahneye çıkmıştık. Sonra bir müzik merkezinde sınava girdim ve kazandım. Bugüne kadar da çalışmalarıma devam ediyorum.” Seyirciye tek sesli değil de çok sesli müziği dinleterek farklı bir konsept oluşturduğunu vurgulayan Ayhan, “Müziklerin alt yapısını kendim düzenliyorum. Genellikle kendi kültürümüze ait müzikleri ve değerleri farklı bir şekilde dinletme amacım var. Bu sebeple en son Yunus Emre konserini düzenlemiştik. Bütün eserler tek sesliydi genel olarak. Biz de bu eserleri çok sesli örgün bir yapıya dönüştürerek ve Türk Müziğinin sazlarını ekleyerek sahneye çıktık.” dedi.


15 Temmuz şehitleri için de konser verdiğini ifade eden Ayhan, “O kara gecede hayatını kaybeden ve şuan burada nefes almamızı sağlayan şehitlerimiz için konser düzenlemiştik. Konserimizde sela ve ezanlar vardı. Meydanlarda nöbet tutarken halkımızın seslendirdiği, dinlediği türküleri söyledik.” Ardından müziğin evrensel olduğunu ve daha önceden gerçekleştirdikleri konserler hakkında bilgi veren Ayhan “Müziğin evrenselliğini halkımıza aktarmak amacıyla konserler yaptık. Bu konserlerde popüler şarkılar söyledik. Daha sonra ‘Barış Manço Şarkıları’ konserini yaptık. İlk çok sesli konserler serisini orada başladı. Bu konserleri Birinci Uluslararası Kültür Sanat Festivali kapsamında seslendirdik.” şeklinde konuştu.


“Kültürel Değer Taşıyan Her Sanatçı Değerlidir”


Toplumun kültürünü aktaran, uzak durmayan bu memleketin müziğini yapan, sanatçı ismini hak eden herkesi dinlediğini ve herkesi örnek aldığını belirten Ayhan şunları söyledi: “Bu anlamda isim vermek gerekirse müziğe Arif Sağ’la başladık ve türküleri onla dinledik. Erdal Erzincan, Zeki Müren, Müslüm Gürses, Orhan Gencebay gibi isimleri de dinledik. Ben kolay kolay tür ayırt etmem. Türkçe, Kürtçe, Lazca, Çerezce hiç fark etmez her türde müziği dinlerim yeter ki konusu kültür değer olsun. Yani bu toplumun içinden çıkan ve sanatçı olarak adını bu topluma yazmış her sanatçı benim için kıymetlidir.” Son yıllara ait yabancı müziklerin etkisini Türk müziğinde gördüğünü söyleyen Ayhan, “Türk müziği gelişimini yüz yılardır sürdürmüştür. Ancak şöyle bir şey var yabancı müzik daha çok ön planda ve Türk müziği üzerinde etkilerini görüyoruz. Sosyal medyada, televizyon kanallarında, radyolarda Türk müziğini yansıtmayan ve batı müziğini yavaş yavaş toplumun içine enjekte eden insanlar görüyoruz. Onlar sayesinde körelmeye başladı. Halk kültüründen uzak yoz müzikler toplumun içerisinde yer edinmeye başladı. Toplumun öz müziğine döndürülmesi için projelerin yapılması gerektiğini düşüncesindeyim.”


Eski şarkıların şimdiki müzik parçalarla birleştirdiğini ifade eden Ayhan şunlara değindi. “Biz buna yeniden seslendirme diyoruz. Parçaların özünü bozuyorlar, yeni ritim kalıplarını ekliyorlar ve enstrüman türlerini çalıyorlar. Buna tamamen karşı mıyım? Hayır, bazıları çok güzel oluyor. Örneğin, Tan Taşçı’nın seslendirdiği ‘Yıldızlarda Kayar’ şarkısı vardı. Sanatçının sesine çok yakışmış ve güzel bir etki de bırakmıştı. Müziğin güzel eserlerini seslendirerek unutulmuş bir değeri yeniden ortaya çıkarmak güzel tabi. Ama parçanın orijinalini bozarak ve muhteviyatın içeriğini değiştirerek hoş olmuyor çoğu zaman. Bu şeklide bir yapıya büründürüldüğünde çokta hoşuma gitmiyor açıkçası.”


Artık Türkiye’de müziğin çok çeşitli bir hale geldiğini vurgulayan Ayhan, “Türkiye’de müzikler karma bir şekilde özgürce yapılıyor. Genellikle gençler hip pop, rap tarzında müzikler dinliyor ve belli bir yaştan sonra kendi öz müziğini benimsiyor. Son zamanlarda ise sosyal medya kanalları aktif hale geldi. Mesela Youtube’dan yeni gruplar çıkmaya başladı ve oradan meşhur olan kişiler var. Ama ne yazık ki sosyal medya kanaları sayesinde herkes müzik yapar oldu. Tabi bunların kaliteleri de var kalitesizleri de var. Güzel bir rehberlik programı düzenlenebilirse eğer ve televizyonlarda buna öncülük ederse, sosyal medyada daha güzel gruplar ortaya çıkacaktır.” dedi.


Müzik Eğitimi bölümünde öğretmen yetiştirme amacının olduğunu belirten Ayhan “Konservatuar bölümünün temelinde sanatçı yetiştirme programımız var. Fakültemizde farklı bölümler bulunmaktadır. Bunlar, Müzikoloji Bölümü, Teknoloji Bölümü, Güzel Sanatlar Bölümü gibi.”  diyerek şöyle devam etti: “Buraya gelecek öğrencilerin bir kere amacını çok iyi belirlemesi lazım. Başta şu soru olması lazım. ‘Ben ne olmak istiyorum?  Ben sanatçı mı olacağım, solist mi, icracı mı yoksa bir çalgı konusunda müziğimi öğreteceğim? Ya da müziğin tarihini ve teknolojinin alanından mı ilgileneceğim?’ Bunlara önce karar vermesi lazım. Bizim fakülte yetenek ile alınan bir bölüm bunun içinde iyi bir hazırlık aşaması gerekiyor. Buna göre de kendi amacını çizip yol haritası belirlemesi lazım.”


Müziğin sözlere dönüştürülmesi için genellikle daha anlaşılır bir kavram kullanıldığını ifade edan Ayhan, “Müzik yapılıyorsa sözün anlamını ve bütününü bozmayacak şekilde yapılması gerekir. Prozodi kurallarına uygun olarak bestelenmesi ya da müzikte türlerine göre yapılması lazım. Hangi türde bestelenmişse o türe uygun kurallar içerisinde belirlenir. Yani kısacası kaliteli olması ve kurallarına göre söylenmesi lazım.” Son olarak temel amacının kaliteli müzik yapmak olduğuna değinen Ayhan şunları dile getirdi: “Her gün çıtayı yükseltmek ve müziğin kalitesini ön planda tutmak için farklı çalışmalar yapıyoruz. Genellikle konserlerimizde çok sesli ve tek sesli müziklere yer veriyoruz ve söylüyoruz. Bu konserlere her yıl bir yenisini eklemek ve iyi öğrenciler yetiştirmek için çabalıyoruz. İyi akademiyeler yetiştirmek ve bunların kaliteli müzik yapmasını sağlamak temel amacım. Ayrıca besteler yapıyorum bunlar ‘Saklısın ve Oda Müziği’dir.”


Haber: Aslıhan Sezek

Tags

Künye     ·     Hakkımızda     ·     İletişim     ·     Tanıtım Videosu     ·     İnönü İletişim Arşivi     ·