Niyâzî Mısrî Okumaları Başladı

Kampüs · 18 Ekim 2019 · 0

"Niyâzî Mısrî Okumaları" Başladı

Malatyalı şair Niyâzî Mısrî’yi anma programı kapsamında 15 günde bir düzenlenecek “Niyâzî Mısrî Okumaları” adlı etkinlik dizisine başlandı. İnönü Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Süreyya Aybar Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen etkinliklerin ilk konuşmacısı Eğitim Fakültesi Türkçe Öğretmenliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hasan Kavruk oldu.

 

Aynı zamanda Niyâzî Mısrî Merkezi’nin kurulmasına da öncülük eden Kavruk konuşmasına şu sözlerle başladı:

 

“‘Niye Niyâzî Mısrî ile ilgileniyoruz veya ilgilenmemiz gerektiğini hocalarımız vurguluyor?’ diye düşünebiliriz. Niyâzî Mısrî hepimizin bildiği gibi Malatyalı. Onun için öncelikle Niyâzî Mısrî diyoruz. Konya’da Mevlâna Celâleddîn-i Rûmî hazretleri neyse Malatya’da Niyâzî Mısrî üç aşağı beş yukarı odur. Konya kültüründe Mevlana neyse Malatya kültüründe de Niyâzî Mısrî’nin o olması beklenir ama ‘Öyle midir?’ derseniz, onun takdirini size bırakıyorum gerçekten. Böyle olmadığını hepimiz biliyoruz.”.

 

Niyâzî Mısrî’nin Malatyalı olduğunu fakat Malatya insanın onun hakkında yeterli derecede bilgi birikime sahip olmadığını, Niyâzî Mısrî’ye yeterli derecede özen göstermediğini vurgulayan Kavruk programa şu sözlerle devam etti:

 

“Türk edebiyatında, Türk kültüründe, Türk estetiğinde, Türk sanatında, Türk şiirinde Mevlâna Celâleddîn-i Rûmî hazretlerimiz üç aşağı beş yukarı Niyâzî Mısrî ile aynı olgunlukta insanlardı. İkisi de tarz sahibi, ikisi de tasavvuf ehli, ikisi de tarikat sahibi insanlardı. Mevlâna Celâleddîn-i Rûmî Mevlevî değildi. Mevlevîlik Mevlâna zamanında yoktu. Mevlâna’dan sonra Mevlevîlik tahsis edildi, oğlu Sultan Veled zamanında. Ama Niyâzî Mısrî kendi tarikatını Halvetiyyeliğin Mısrîyye kolunu kendisi kurdu, kendisi yürüttü, kendisi sistemleştirdi ve uzun yıllar bu şekilde sürdürdü. Cumhuriyet'in ilk yıllarına kadar hatta Cumhuriyet'ten sonraki zamanda 1940lı yıllara kadar bu Mısrîyye kolu devam etti.”       

 

Niyâzî Mısrî’nin bulunduğu statü ve konum doğrultusunda Anadolu’ya layık biri olduğunu, 17. Yüzyıldaki üslubunun 13 ve 14. Yüzyıldaki Yunus Emre’ye çok benzediğini belirten Prof. Dr. Hasan Kavruk konuşmasını şu şekilde sürdürdü:

 

“Niyâzî Mısrî edebiyatımızda hatırat sahibi ender şahsiyetlerdendir. Yani hatıratı olan bir elin parmağını geçmeyecek şair/sanatkâr’a sahibiz. Günbegün hatıralarını kaleme almış ve ne yaşadığını özellikle o sürgün zaman dilimini günbegün kaydetmiştir. Istıraplarını, sıkıntılarını, eziyetlerini, zehirlenmelerini aklınıza gelebilecek ne varsa her şeyi birer birer, kaydedebilen ender şairlerden, ender sanatkârlardan, ender fikir adamlarındandır.” 

 

Konuşmasının ardından Niyâzî Mısrî’nin kaleme aldığı şiirlerinden birkaçını okuyan Prof. Dr. Kavruk programın ikinci oturumunun 15 gün içerisinde yapılacağını belirterek ilk oturumu ve programı sonlandırdı.

 

Haber: İsa Erol, Mert Candan

Tags

Künye     ·     Hakkımızda     ·     İletişim     ·     Tanıtım Videosu     ·     İnönü İletişim Arşivi     ·