Bozkır Kültürü ve Eski Türk Yazıtları 2 Paneli

Kampüs · 26 Aralık 2017 · 0

"Bozkır Kültürü ve Eski Türk Yazıtları 2" Paneli

İnönü Üniversitesinde Prof. Mirsultan Osman'ın anısına "Bozkır Kültürü ve Eski Türk Yazıtları 2" paneli düzenlendi.


Fen – Edebiyat Fakültesi Süreyya Aybar Konferans salonunda düzenlenen panele, İnönü Üniversitesi Rektör Danışmanı Doç. Dr. İlhan Erdem, Fen Edebiyat Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Emin Çelebi, İletişim Fakültesi Dekanı Mehmet Önal, Türk Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanı Prof. Dr. Erhan Aydın, akademik ve idari personel ile çok sayıda öğrenci katıldı.


Panelin açılış konuşmasını yapan Prof. Dr. Erhan Aydın, panele konuşmacı olarak katılan hocalara teşekkür ederek, panelin iyi geçmesi temennisinde bulundu.


"Uygur Harfli Oğuz Kağan Destanı" adlı sunumunu gerçekleştiren Eskişehir Osman Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ferruh Ağca, Bozkır Kültürü ve Eski Türk Yazıtları etkinliğin ilkinin Osman Gazi Üniversitesinde gerçekleştiğini anımsattı.


Ağca, Türklerin İslamiyet ile karşılaşmadan önce hatta ilk ortaya çıktığı andan itibaren meydana getirdikleri birçok destanlarının olduğunu ifade ederek, "Dünyada da önemli bir yer teşkil eden Türk destanları aslında bozkır kültürünün birer yansıması olarak değerlendirilebilir. Türkler tarih sahnesine çıktığı yere dağılmış bir millet değil dünyanın dört bir yanına dağılmış bir millettir. Türkler için vatan sadece oturulan ikamet edilen dar alan değildir. Türklerde vatan bütün bir dünyadır. Türkler dünyayı vatan olarak algıladıkları için tarih sahnesine çıktıkları yerde kalmayıp dünyanın dört bir yanına yayılmışlardır. Size bahsedeceğim destan oğuz kağan destanıdır. Oğuz kağan destanının çeşitli varyantları var. Bunlardan birincisi Uygur harfli Oğuz Kağan Destanı'dır. İkincisi oğuzlar ve Türklerin tarihidir" şeklinde konuştu.


Türklerin bozkır kültürü hakkında bilgi veren Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Bülent Gül de bozkır kültürünü anlatabilmek için öncelikle birçok sayıda dil bilmek ve o coğrafyanın tamamını bilemeleri gerektiğini kaydederek, "Tabi ki bizim yazıt dikme geleneğimizde var. Eskilerden yazıtları taşlara yazarlardı. Çünkü taş en doğal ve yüzbinlerce yıl kalan bir varlık olduğu için yazıtlar genellikle taşların üzerine yazılırdı" dedi.


Dicle Üniversitesi Doç. Dr. Faruk Gökçe de bilginin görmek anlamına geldiğini belirterek, şöyle konuştu:


"Bu dile de yansıyor. Çünkü dil zihnin yansıması ise o zaman onu da göstermeli. Görme dünya ile aramızdaki en nesnel veri kaynağıdır. Görme durumunda ki odaklanma yeteneğimiz birçok şeyin aramızdaki farkı bulmamızı iyi veya kötüyü ayırma imkânı verir. Görme aynı bakış noktasını taşıyan insanlar içinde özdeştir. Bütün tecrübelerinizi görerek elde edersiniz. Bakmakla görmek birbirinin yerine kullanmadığınız sürece aynı değildir. Görmek bir kerelik oluşur ama bakmak süreklilik gösteriyor. Eski Türkçe'de bakmak diye bir fiil yok. Çünkü görmek bakmanın da anlamlarını içinde barındırıyor."


İnönü Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Mihriban Tursun Aydın ise Mirsultan Osman'ın önemli bir Türkolog olduğuna değinerek, "Şimdiye kadar Çin'de bulunan birçok Çinli hocanın Türkolog olmasına temel atmıştır" dedi.


Panelin sonunda konuşmacılara plaket takdimi yapıldı.


Haber: Kürşat Onur KATIRCI- Ozan GÜLLÜ

Tags

Künye     ·     Hakkımızda     ·     İletişim     ·     Tanıtım Videosu     ·     İnönü İletişim Arşivi     ·