Sempozyum Çağrısı

ULUSLARARASI SEMPOZYUM

İSLÂM ve YORUM IV

DİNDARLIK

(Din, İnsan ve Hayat)

15-16 Nisan 2020


İnsanın anlam arayışına en açık yanıtı veren din, hayata dair tutum ve davranışların şekillenmesi üzerinde müessirdir. İnanç, ibadet ve ahlakın yanı sıra beşeri davranış ve ilişkileri düzenleyen normatif kuralları ile müntesibinin kişiliğini bütünüyle inşa etmeyi hedefler. Bu durum son ilahi hitap ile inşa olan İslam hakkında da geçerlidir. İyi insan ve muttaki mü’min kavramlarıyla özetlenebilecek olan nihai rehberlik, din ile kurulan olumlu ilişki ile ulaşılmak istenen hedefi gösterir.


Dinin rehberlik ve hidayetine teslimiyet, dinin kurucu metinleri tarafından olduğu kadar dinin mensupları tarafından da özendirilmiştir. Bunun için İslam özelinde konuya baktığımızda “muttaki, muhsin, muslih, âbid, salih, âdil vs.” gibi birçok kavram geliştirilmiştir. Bu kavramların her birinin ifade ettiği din ile ilişki biçimi ve boyutu belirginleştirilmiştir. Ancak modern zamanlara gelindiğinde din ile kurulan olumlu ilişki daha genel bir kavram olan dindarlık ile ifade edilmeye başlanmıştır.


Dindarlık, dinin hedeflerinin benimsenmesi ve içselleştirilmesiyle ilişkili bir kavramdır. Mensup olunan dini, ona bağlı olan kişileri ve dini inançların hayata geçirilmesini şeklinde üçlü bir bileşene sahiptir. Bu anlamda dindarlık, “din, insan ve hayat” olarak ifade edebileceğimiz üçlü bir bağlam üzerine oturur. Dolayısıyla dindarlık bir taraftan insanın bağlı olduğu dini içselleştirmesini diğer taraftan onun bireysel ve toplumsal hayatta yaşanmasını  ifade eder. Dindarlığın “yaşanan din” ile alakalı yönü ondaki farklılıkları ve çoğulculuğu gündeme getirir. Dindarlık insanın bireysel ve toplumsal hayatında farklı biçim ve tonlarda karşımıza çıkar. Dinin teolojik düzlemdeki çoğul yönü nasıl “yorum” ile ifade ediliyorsa yaşanan hayattaki yönü de dindarlıkta “çeşitlilik-çoğulculuk” ile ifade edilmektedir. Dinbilimlerindeki son iki asırlık çalışmalar “yaşanan din”in çeşitliliğine, bireysel boyuttaki derinliğine, toplumsal hayattaki farklı tezahürlerine ve bunun nasıl ölçülebileceğine odaklanmıştır. 


Dindarlığın birçok faktörden etkilenen yapısı, dinin bireysel ve toplumsal düzlemdeki yaşanışını, dinin hayatın çeşitli alanlarıyla girdiği etkileşimin tezahürleri olan farklı dindarlık söylem ve biçimlerinin incelenmesini gerekli kılmaktadır. Sosyal değişim ve etkileşimin çok hızlı ve güçlü gerçekleştiği çağımızda, dinin metinleri, tarihsel uygulamaları dikkate alınarak sosyal  hayatın değişen yönlerine paralel olarak dindarlığın nasıl şekillendiği ve yeni biçimler aldığı, farklı kültürel bağlamlarda  nasıl biçimlendiği gibi konuların araştırılması daha çok önem arz etmeye başlamıştır.  


Dinin sürekli değişen hayatı tanımlama ve dönüştürme iddiasıyla, hayatın dindarı önüne katıp götüren yapısı arasında oluşan git-gel zaman zaman  dindarlığın içerikten yoksunlaşmasını, farklı dünyevi -bireysel ve toplumsal- amaçlar için araçsallaştırmasını gündeme getirmektedir. Bu, sadece dinin hayata yansıtılmasını değil, dinin değerlerinin temsilinde krize sebep olabilmektedir. Din ile dindar arasındaki ayrıştırılamaz algısal temsil, din ile dindar arasındaki bağın ve bunun ifadesi olan dindarlığın birçok bakımdan araştırılmasını zorunlu kılmaktadır. 


Uluslararası İslam ve Yorum Sempozyumu IV

İletişim